30 Ocak 2008 Çarşamba

Okudum Yazdım

Yine okuma dönemindeyim. Okuduklarım birikti yazmazsam olmaz :)

Hayal Silgisi Cem Şancı
İşinizi bıraktığınız gün işe devam etmek isteyen bir ikiziniz çıksa ortaya ne yapardınız. Bu ikiz siz olduğunuzu iddia etse, arkadaşlarınızla, sevgilinizle işleri karıştırsa neler olur. Cem Şancı erkeklerin dünyasını anlatır hep kitaplarında. Bu kitabının konusu da ismi gibi oldukça ilginç

Söylenmemiş Şarkılar Canan Tan
Canan Tan'ın okuduğum 2. hikaye kitabı bu. Diğeri Çikolata Kaplı hüzünlerdi. İnsanın içine dokunan hikayeler var.

Yansımalar Nevşah Fidan
Nefesinizi değiştirin hayatınız değişsin. doğru nefes teknikleri ile vücudumuzdaki ve haatımızdaki tıkanıkların açılabileceği anlatılıyor bu kitapta. Bİr çok nefes alıştırması var. Oldukça ilginç.

Siyah Süt Elif Şafak
Elif Şafak'ın bütün kitaplarını aldım ama bir önyargı ile okumadım. Günlerce başucumda sürünüp sonra kütüphaneye gittiler. Siyah Süt okuduğum ilk kitabı. Elif Şafak bana içi karanlık geliyor. Nedenini bilmiyorum. Bu kitapta içimdeki koronun yalnız bende olmadığını anladım. Kadınların doğum sonrası yaşamına farklı bir bakışı var. İçinizdeki kadın tiplerini tanıyor musunuz? Ben Elif Şafak'ınkileri sevdim, belki gün gelir kendiminkilerin hepsiyle barışabilirim.

Rolkesen Millenia Black
2 Ayrı şehir, 2 mükemmel ev, 2 kadın, 3 kız çocuğu ve bir adam. Reginald 2 hafta bir evde bir karısıyla diğer 2 hafta başka evde başka çocuklarla diğer karısıyla yaşıyor. 2 ailenin birbirinden hiç haberi yok. Ama sonra... (Zuz ve Ebrucuk'a not: Bu kitabı okuduktan yaptıklarımı anlatmama gerek yok di mi:):):))

Sevdalım Hayat Zülfü Livanelli
Zülfü Livanelli'nin ilginç yaşam hikayesi.Desertwind'in tavsiyesi üzerine okudum. Bir dönem bir yaşam anlatılıyor. Oldukça ilginç bir hayat hikayesi ülkeden ülkeye yaşanan bir hayat. Bazı biografiler hep bana tek taraflılık hissi veriyor. Bu da onlardan biri.

Yaşama Yerleşmek Üstün dökmen
Üstün Dökmen'i anlatmaya gerek yok. Ben Tv programlarındansa kitaplarını okumayı daha çok seviyorum.

L'amore non fa per me (Aşk benim için değil) Federica Bosco
Aşkı peşinden farklı bir ülkeye giden ama hayatı iyice karışan bir yazarın hikayesi. İtalya'dan aldığım bu kitap tamamını okuduğum ilk İtalyanca roman olma özelliğini taşıyor. Kayıtlarıma geçsin istedim. Yazarın Türkçeye çevrilmiş kitapları var.

Şu anda okuduğum kitap:

Laleninbahçesinin hediyesi: İstanbul Seni Unutmadım. Selim İleri. İstanbul serisi kitaplarından daha önce okumuştum ve diğerlerini almak istemiştim. Ne istesem oluyor hissiyle bu kitap hediye geldi :) Ben eski İstanbul'u aslında hiç yaşamadığım ama annemden dinlediğim İstanbul'u özlüyorum. Tramvayla plaja gitmeyi, şık şık giyinip beyoğluna çıkmayı,hiç görmediğim Süreyya Plajını...

Moonsun'dan


Bu sabah kar atıştırırken evden çıktım sevine sevine. Posta kutusunda kocaman bir zarf gördüm, digiturk dergisi akşam alırım derken digiturk değil Moonsun'dan gelen posta olduğunu gördüm. Tutuk boynuma rağmen zıp zıp zıpladım. Çantama attım ve iş yerinde sabah kahvesi eşliğinde açtım. İçinden harika bir kart , müthiş uguböcekleri ve bir anahtarlık çıktı.

Şu blog işi cidden sihirli. Sanal birşey ama elle tutulur dostluklar yaratıyor.Kıtalar arası dostluk bağları kuruyor. İyi ki blogum var dememe sebep oluyor her geçen gün.

Sevgili Moonsun, çook teşekür ederim. O kadar sevindirdin ki beni. Kokoş parıltılı uğurböceklerine bayıldım. Taa oralardan buralara sıcaklığını hissettirdiğin için teşekkürler. İyi ki varsın!

Moonsun'ın el yapımı kartlar tükkanını hala ziyaret etmediyseniz buradan gidebilirsiniz.
Artık uluslararası satış da başlamış :)

29 Ocak 2008 Salı

Islak Monitör, Feng Shui ve karda düşmek

Gece yağan kar pencere aralığından sızmış ve ofiste benim monitörümü yüzer hale getirmiş. Hatta sadece monitörle de kalmamış masamın üzerind eduran telefon, kalemlik ne varsa sular altında kalmış. Neyseki alt kat kuaför güçlü bir fön makinesi ile monitör ve telefon kurutuldu su alan kalemlik kurtarıldı ve herşey tıkır tıkır çalışmaya başladı. Ancak masam bugün pek bir lüks su yanında şırıl şırıl sesler eşliğinde.
Geçen gün Show Max'de Eda'nın katıldığı bir program vardı ya onda bir Feng Shui uzmanı kapıdan girince sağ karşı köşe kariyer para köşesidir oraya su akan havuz koymak lazım falan demişti. Bizim ki doğal havuz oldu acaba sayılır mı? Ayrıca yine aynı köşeye mor renkli birşeyler koymak gerekirmiş. Bu bilgiyi de vermeden geçmeyeyim.
ps: Yazının ortasına ekliyorum. Ben yine sağı solu karıştırmışım. Kapıdan girince sol karşı köşe para sağ karşı köşe aşk köşesiymiş. Ben aşkımı zenginleştirmeye çalışıyormuşum ama o da morla değil kırmızı ile olmalıymış :):):)
Sabah karlar altında evden çıktım. En korktuğum şey düşmektir. Hatta bir kar yağışında Vedatın beni tutmasına rağmen bir düşüşüm vardır ki Marks& Spencer'in çöpüne doğru anlatılmaz yaşanır. Bu yüzden iki dirhem kar yağsa ben evden çıkmamaya özen gösteririm.
Bu sabah tam düşerken kendimi havada yakaladığım için sırtım tutuldu. Kendimi nasıl kastıysam artık.
Herşeye rağmen 4 gözle kar yağmasını her tarafın pamuk pamuk olmasını bekliyorum. Karda keyifle yürüyüş yaparsam hiç kaymıyorum çünkü sadece işe gelirken oluyor bu :):):)

27 Ocak 2008 Pazar

Perşembeden Pazara Resimli Günlük




Yine hızlı bir hafta geçti nasıl geçtiğini anlayamadığım ama dopdolu. Önce Perşembe akşamı zuzda buluştuk. Bol kahkahalı bir gece geçirdik muhteşem yemekler eşliğinde. Lale abla, zuz, Ebrucuk ve ben. Makineyi kurup koşarken Ebru'nun kalçasına iniş yaptım ama o saçlarını lego haline getirdiğime takıldı. Bir sürü güldük, bir sürü konuştuk biraz daha birbirimizin hayatına girdik.
Cumartesi gününe annem için Pastacı Burcu'ya annemin annesi ve babasıyla resimlerinin olduğu kurabiyelerden ısmarlamıştım. Burcu muhteşem bir iş çıkarmış ve Cuma günü iş yerine kadar getirdi. Sabah anneme verdiğimde çok sevindi. Pek gözyaşılı bir hediye oldu. Burcu'ya ve aracı olduğu için Suzan'a kocaman teşekkürler.

Cumartesi günü önce işe gittim sonra İngiltere'de yaşayan bir arkadaşım İstanbul'daymış onu ve fıstık bebişini görmeye. Hiç kaybolmadan Ataşehir'e gittim, kimse inanamadı. adım çıktı valla artık kaybolmuyorum.

Akşamda ailecek ve dostlarcak annemin doğum gününü kutlamaya yemeğe gittik. Fotoğraf makinesinin pili çok az kaldığı için tek resim çekilebildi. O resimde de garson benim suratımımı tabakla kapadı. Hem de biz poz verirken göz göre göre servis yaptı. Kıyafetlerdeki uyuma dikkatinizi çekerim.

Pazar günü Vedat'la İstinye Park'a gittik. Yine hiç kaybolmadan gittiğimi yazayım de. Pek bir alışveriş modundaydım ama sadece taze zencefil aldım. Bu senenin modasını ben pek anlamadım. Resmen el yordamıyla giyiniyorum. Giyecek birşey yok dükkanlarda. Hadi yeni sezon açılsın artık.


Meğerse biz İstinye Parktayken Fenerin maçı varmış. Vedat'ın 3 dakika da bir saate bakması o yüzdenmiş.Yolda gelirken fener'in 4 gol attığını öğrendik. Vedat kendini evine attı, maç tekrarlarını seyretmeye, ben de dergiler, yeşil çay ve kurabiye eşliğinde pazar keyfi yapmaya.


Sevgili bana ne zaman evleneceksiniz diye soran arkadaşlar şu anda evde maç sesi hiç çekilmez. Hem Fenerin başarısı da garanti değil. Anladınız siz beni :):):)
İyi haftalar herkese...




ps: Bu yazıyı yazdıktan 10 dakika sonra küçük futbol canavarı Metehan Galatasaray maçını seyretmek için salonumu zaptetti. Gülmeyin sakın küserim...

25 Ocak 2008 Cuma

26 Ocak



26 Ocak annemin doğum günü ve dedemin ölüm günü olmasından dolayı bizim için önemi vardır. Annem Ankara'dan bu akşam eve dönüyor. Hafta sonuna geldiği için bu 26 Ocak'ı da birlikte geçiriyoruz. Geçen sene 26 Ocak'ta yazdığım yazıyı ekliyorum, hafta sonu eski yazı alışkanlığını sürdürerek. Geçen yıl geçirdiği ameliyat sonrası eskisinden daha hızlı koşan anneme mutlu yıllar.
Canım annem seni ve laptopunun başına geçip gözlüğünü takıp beni okumanı seviyorum...
26 Ocak 1948 http://zeya.blogcu.com/1812499/
26 Ocak 1948 Kazım Karabekir Paşa'nın Ankara'daki evi. Evin küçük kızının 7. doğum günü. Tam o gün Paşa kalp rahatsızlığı ile hastaneye kaldırılıyor. Herşeyden habersiz küçük kızı dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün köşküne götürüyorlar. İsmet Paşa'nın kızı Özden Hanım ev sahipliği yapıyor. Ne yemek istendiği sorulunca Kapuska istiyor. Cumhurbaşkanlığı köşkünün mutfağı o gün lahana kokuyor. Özden Hanım'ın senin en sevdiğin renk ne renk sorusuna yeşil diye cevap veriyor çünkü benim babamın gözleri yeşil.
O gün Karabekir Paşa hayata gözlerini yumuyor. Cenaze töreninde tabutuna eski bir bayrak sarıyorlar. Halk çok sevdiği Paşa'ya o bayrağı yakıştıramıyor. Sonradan öğreniliyor ki tabutuna sarılan bayrak Kars Kalesine çektiği şanlı bayrak.
Küçük kızın doğum günü bir süre 16 Ocak'ta kutlanıyor. Sonraları her doğum günü biraz buruk geçiyor. İler ki yıllarda doğum günlerini devlet törenlerinin yapıldığı şehirlerde geçiriyor.Doğum Gününü kimi zaman Karaman yurdunda ki çocuklarıyla kutluyor, kimi zaman Kars'daki çocuklarıyla.Nefesi yettiği yere kadar sesini duyurmaya kararlı. Türkiye'nin ve hatta dünya'nın bir çok şehrinde "Dünü Unutma ki Yarına Hakkın olsun" konferansları veriyor. Heyecanla Kurtuluş Savaşından bugüne nasıl gelindiğini fotoğraflarla belgelerle anlatıyor. Babasının Timsal'i olmaya devam ediyor. O küçük kız bu sene doğum gününde ilk defa evinde. Çünkü o küçük kız 15 gün önce kalçasından ameliyat geçiren annem...
Doğum Günün Kutlu Olsun anne. Seni çok seviyorum...


22 Ocak 2008 Salı

Bağdat Caddesi ve Tabelalar

Belediyeden gelen yazı üzerine Bağdat Caddesindeki dükkanlar hariç tüm tabelalar kaldırıldı. Belediye görevlileri sadece cam üzerine yazıya izin verdiklerini söylediler. Şu ara herkes kendi çözümünü üretmekle meşgul. Çünkü tabelasız ancak telepati yoluyla müşterilere biz 2. kattayız mesajı ulaştırılabilinir.
Cadde de yürürken kafanızı kaldırın cam yazılarını,tabelayı içeriye asanları, cama projektör ile görüntü yansıtanları, camını tümden kaplayanları görebilirsiniz.
Belediyenin bu uygulaması görüntü kirliliğine karşıydı. Çok da haklılardı çünkü her apartman hatta her daire başka bir renkteydi. Ancak tabelaları toptan kaldırmak bunu çözmedi. Çünkü şimdi herkes kendi çözümünü yarattı ve yine ortaya karmakarışık bir görüntü çıktı.
İş yerlerine tabela indirtmek pek hoş bir uygulama değil. Cadde üzerindeki kiralar ara sokaklara göre fazla ancak tabelalar kalktıktan sonra cadde üzerinde olmanın bir artısı kalmayacak. Ev camından ayırtedilemeyen iş yeri potensiyel müşteriler tarafından bilinmeyecek. Bir de bu uygulamadan haberdar olmayan müşteriler için tabelanın kaldırılması tam bir güvensizlik unsuru olacak. Dışarıdan ne olduğu belli olmayan bir yere ne kadar güvenebilirsiniz?
İstiklal Caddesinde tabela kirliliği aynı tip ve aynı boy tabelalarla çözülmüşü yıllar önce. Bence şık da olmuştu. İstiklal'de üst katları bilmiyorum yalnız onu Laleninbahçesine sormak lazım :):)
Çalıştığım ofis cadde üzerinde olduğu için tüm aşamaları birebir yaşadık. Geçtiğimiz hafta masamın yanındaki siyah cam yerine şeffaf cam takıldı. Her yer pırıl pırıl aydınlık oldu. Vedat'ın deyimiyle sarı kafam her yerden görünür oldu. Bu değişikliği sevdim ben şimdilik ...

20 Ocak 2008 Pazar

Moonsun'un Tükkanı

Moonsun'un el yapımı kartlar tükkanı sonunda açıldı. Şimdilik sadece Amerika'ya satış yapabiliyor ama yakında yurtdışına da açılacak. Pek şık pek kokoş kartlar yapıyor kendisi
eğer ziyaret etmek isterseniz işte tükkan'ın adresi...

http://moonsun-greetings.blogspot.com/