8 Haziran 2008 Pazar

Power Plate nedir?



Özel istek üzerine power plate yazısı geliyor:

Bundan 3 sene önce esmeye başladı evde power plate rüzgarı. stüdyo açılmadan önce eve alındı hepimizin üzerinde denendi. Benim midem bulanmadan, kusmadan yaptığım tek spor olarak kayıtlara geçti. Nedense diğer her tür spor benim yeşil olup kusmamla sona eriyordu. Tüm titremeye, sallantıya rağmen hiç sorun yok.
3 yıldan beri Bağdat Caddesinde 352 numara'da abimin power plate stüdyosunda spor yapıyorum. Tabii çeşitli aralıklarla. Her aradan sonra ilk yapış tutulmalarla sonuçlanıyor ve bir daha ara vermeyeceğim sözleri veriliyor. Ama her tatil, her yoğun dönem bir araya sebebiyet veriyor.

Power Plate titreme usulü ile çalışıyor. Üzerinde yaptığınız hareketler normalin kat ve kat üzerinde etki ediyor. Üzerinde her hareketi ilk seanslar 30 saniye daha sonraki seanslarda 60 saniye yapıyorsunuz. vucudunuzun şekillenmesinin dışında 10 saniyenin bile ne kadar uzun sürdüğünü öğrenmiş oluyorsunuz. Özellikle miğde hareketlerinde 1 saniye bile insana yıllar gibi geliyor.

Isınma, bacak, kol, miğde ve kalça hareketleri sırası ile 1 veya 2 dakika yapılıyor. Olayın dakikalarla hesaplanmasından çok kolaymış gibi bir fikir oluşmasın resmen süründürüyorlar.
İlk seanstan sonra kaslarınızın nasıl çalıştığını tutulan kaslardan anlıyorsunuz. 5 dakika hareket yapıp insanın parmak araları bile tutuluyor.

Benim en sevdiğim kısım en son yapılan masaj kısmı. Öylece boylu boyunca yatıyorsunuz üzerine bacaklarınıza masaj yapıyor. Ben selülitlerimin o anda kırıldığını hissediyorum ama aslında yaptığım bacak hareketlerinden olduğunu söylüyorlar. Sanırım haklılar sadece masaj yapmak pek işe yaramıyor.Denedim gördüm.

Power plateden verimli sonuç almanın en önemli yanı hareketleri doğru biçimde yapmak, bilinçsizce kullanıldığında yanlış yerlerden çıkan kas, sakatlanmalar ile sonuçlanabilir. Bu yüzden spor boyunca Burcu ve Cihan gözünüzü 1 dakika bile üzerinizden ayırmıyorlar. Kaytarmaya hiç izin vermiyorlar. Patronun kardeşiyim kariyerinle oynarım ben bu hareketi yapmam tehditleri bile hiç işe yaramıyor.

İlk seanstan sonra sonucu siz 5 seanstan sonra etrafınızdakiler farkediyorlar. Özellikle beslenme önerilerine uyduğunuzda gözle görülür sonuçlar alıyorsunuz. 15 seanslık paketten sonra vucudunuzdaki farkı rahatlıkla görebilirsiniz. Matemetiksel sonuçlar için Burcu içerde yağ, kas ve su oranınızı gösteren ölçümlemeler yapıyor. Her ay yapılan ölçümlemelerle matemetiksel farkı da görmek mümkün. Ben her seferinde ölçülmeyi unutuyorum. Ama farkı gözümle görüyorum. Şimdi yanımda olsaydınız kol kaslarımı pazımı sıkıp gösterirdim :):)

Power plate'de her hareketin sempatik bir ismi var ama isimleri gibi sempatik değiller. Şefkat, beterin beteri, hipnoz bunlardan bir kaçı. Süründürüyorlar resmen.

Benim belalım miğde hareketleri kabus gibiler valla, geçmiyor 1 dakika miğde kasları yanıyor, Burcu yada Cihan ya bırakırsan oyarım der gibi gözünün içine bakıyor. Süreki dakiada gözüm son 10 saniye 10 yıl gibi geçiyor, hiç bitmeyecek gibi. Topu topu 2 dakikacık sürüyor ama insan 2 dakikanın değerini anlıyor.

Power platein ardından genelde herkes yan tarafa geçip ağırlıklarla çalışmalar yapıyorlar. Ben tam o an ortadan kayboluyorum. Miğdem bulanır, çok yorulurum,işe geç kalırım gibi bahanelerim var. Aslında o tarafı da yapsan daha etkili sonuçlar alacağım kesin. Seans arkadaşlarımdaki farkı görmek bile beni mutlu ediyor. Özellikle uzun süre aynı seansta birlikte çalıştıklarımda çok fark görülüyor.

Denemek isteyenler eğer 216 4780655'i ararlarsa ücretsiz deneme seansına randevu alabilirler. Çünkü power plate anlatmakla olmuyor, üzerine çıkıp bir titremeden insan etkisini anlayamıyor.
Özellikle benim gibi uzun süre spor yapmaktan hoşlamıyorsanız tam kendinize uygun bir spor olduğunu göreceksiniz. Spor yapmayı sevenler dahasını isteyenler için fazlası zaten var, onların bir bahane bulup yan tarafa geçmeden kaçmalarına gerek yok :):)


Ben Salı Perşembe ve bazen C.tesi sabahları 9:15 seansında ve akşam iş çıkışları kahve sohbet seanslarında orada oluyorum. Eğer gelirseniz abim Kazım hocaya kendinizi mutlaka tanıtın, size Zeya torpili 3 set fazla miğde çalıştırsın :):):)



İşte AGC ekibi böyşeşirin durduklarına bakmayın antreman sırasında canavar kesiliyorlar :):)




7 Haziran 2008 Cumartesi

Maçlar başladı...

Maç sezonu başladı. Vedat eğer hiç soru sormazsam benle maç seyredeceğini beyan etti. Soru sormadan maç zevki çıkmaz ki. Yediğimiz golün ofsite oluğunu anladım. Kendimi geliştiriyorum bu konuda sanırım.ah bir de sorularıma cevap alsam -kazım neden kazım kazım, neden tüm forma yakaları çapraz, otomotik kamera ne demek, kaç tane ana sponsor var -futbol profesörü olurum.
Cadde de bir ana sponsor faciası daha yaşıyoruz. Coca Cola her direğe bir kolon yerleştirip saatte bir yayına başlıyor. Başladığı anda değil telefon konuşmak karşımda oturanı duymuyorum. Görüntü kirliliği diye tüm iş yerlerinin tabelaları kaldırıldı gürültü kirliliğine izin var. Bu tip aktivitelerin ilk anları güzel geliyor ama günde 1000 kere olunca insan ağlayacak hale geliyor.

Maçın sonucu pek parlak değil sanırım en iyisi sorularımı Çarşambaya saklayayım...

5 Haziran 2008 Perşembe

Mıntıka Temizliği

Ben 5-6 yaşlarındaydım büyük abim bir gün seni gözlerinin içine bakarak düşürebilirim dedi. Ben inanmadım tabii yapamazsın dedim. Şurada hareketsiz dur dedi ve altımdaki halıyı çekiverdi. Yerden bir metre yükselip popo üstü yere çakıldım. Benim canhıraş bağırtılarıma annem içerden koştu. Abim ama minder koymuştum onun üzerine düşmedi savunması yaptı. Minder dediği de koltuk üstü bel minderlerinden. Annem o günlerde askere gidecek abime sinirle seni torpille Hakkariye yollayacağım dedi.
Abim acemi birliğinden sonra kura çekti ve Hakkari. Hepimiz şoka girdik.
Terörün yeni başladığı zamanlardı. Abim Jandarma Karakol komutanı. İlkokula başladığım yıl her akşam elimiz kalbimizde haberleri seyrederdik. 18 aylık askerliği bittip geldiğinde uzun süre mahallenin çocuklarını bahçede toplayıp mıntıka temizliği yaptırdı. Elimizde torbalar bahçede çer çöp toplardık. Dünya çevre günü çerçevesinde temizlik yapılacağını duyduğumda aklıma o günler geldi. Abimin çevre bilinci o zamandan gelişmiş. Evdeki askeri hareket kısa süre sonra geçti abim sivil hayata geçiş yaptı da kurtulduk mıntıka temizliğinden.
Ben işte o abinin power plate stüdyosuna gidiyorum haftada 3. Komando gibi çalıştırıyor, herkes halinden pek memnun. İnsan kardeşine bunu yapar mı , beterin beteri, tatil köyü hareketlerinden sonra güne pek zinde başlıyorum.

2 Haziran 2008 Pazartesi

Sex and the city, Elmalı etek ve birşeyler daha

Ben pazartesi sabahlarına çok zor başlıyorum ama sorası kolay geliyor. Öğlene kadar bir durgun halim var.
Özel istek üzerine elmalı eteğimin resmini çekeceğim. Ama çekene kadar tasarımcının web sayfasına bir göz atın. http://www.aysedeniz.com/main/main.htm o uğurböcekli etek o gün orada yoktu olsaydı kaçırmazdım ben . Elmalı yok ama onun yerine karpuzlu ve kirazlı modeller var.

Dün kızkıza buluşup Sex and the City'e gittik. Uzun süredir görmediğim insanları görmüş gibi oldum. Sonra kendime güldüm onlar gerçek değil diye :):)
Filmi seyretmeyenler varsa diye anlatmayacağım ama eğer diziyi seviyorsanız filmi mutlaka çok seversiniz.
Aslında uzun süreli ilişkiler, evlilik kararları ve düğünler üzerine çok alınası ders var. O derslerden kaç yazı konusu çıkar ama bu konuda sessizlik hakkımı koruyorum. Eğer bir gün o konuda yazmaya karar verirsem emin olun o yazımı beni her gördüğünde evlilik ne zaman diye soran bakkala, bilimum esnafa, komşu teyzeye ithaf edeceğimi bilin. Zeya nasıl isterse öyle yapsın yeter ki mutlu olsun diyen aileme ithaf etmeyeceğim kesin :):):)

İyi haftalar herkese...

31 Mayıs 2008 Cumartesi

Hepsibir arada (sobe mobe)

Perşembe günü Deniz aradı Galata'da moda tasarımcıları standları açıldı diye. İşte masamda otururken bir anda kendimi dolmuşta sonra Melisle buluşup vapurda sonra tünelde ve Galata'da Denizlerle buluşmuş buluverdim. Pek de iyi oldu. Kısa günün karı kendime elmalı bir etek alıverdim. Ne olacak benim bu eteklerim ????
Sonrasında Tunel House Cafe'ye ve Şimdi diye bir kafeye gittik. Ben köyden indim şehre gibiydim. Erenköyümden pek sık çıkmıyorum sanırım. Bu yaz sık sık tekrarlamaya karar verdik.

Evde ise puzzle'a dadandım. Benim için en büyük terapidir. Kocaman puzzleları birleştirirken düşünmek. 2 parça daha koyayım diye diye gece yarılarını geçiyor saat.

Nalan bir Sobe yapmış. Çocukluk anıları diye. Onu da buraya sıkıştırayım.

Küçükken özellikle yaz aylarında bahçeden eve girmezdik. Akşam eve geldiğimde öyle siyah olurdum ki annem akşamdan suya bassam sabaha anca temizlenirsin derdi. Saçlarım kıpkısacık olurdu hep. Bir tek kulağımda küpe.İsmim de zaten erkek ismi. Arada garsonlar küçük bey ne ister diye sorarlardı.
Ya yan bahçede ya arka bahçede bisiklet, paten ve bilumum oyunlar oynanırdı.Mutlaka her yaz evden kaçırılan çarşaflarla bahçede çadır kurulur ve içinde geceleme planları yapılırdı. Ama hiç izin çıkmazdı.
O sene kesin TV'de vardı ki bahçede olimpiyatlar düzenlemeye karar verdik. Herşey hazırlandı. Cirit atmada galiba ben hakemdim yere eğilip ne kadar uzağa atılacak hesabı yaparken birden bir bağrışma ve beynimde yıldızlar çakmaya başladı. Küçük kuzenimin attığı cirit tam isabet oldu. Ben acı içinde kıvranırken kendisi Zeya'ya ne yaptım ben diye canhıraş ağlamaya başladı ve kimse benle ilgilenmeden onun başına koşuştu.

Bir de bizim bahçede tenis klubü vardı eskilerde. Mahallenin çocukları sürekli top çalmaya gelirdi. Kaçan topu alıp kaçarlardı. Bir kere abimler oynarken yine bir çocuk topu aldı. o önde ben arkada koşmaya başladık. Bahçenin çıkışında yakalayıp elinden topu alıp birazda sarstım sanırım eee arkamda 2 abi var güvence tam. Çocuğun arkadaşları bir kız seni nasıl yakaladı diye bayağı bir alay ettiler.
Nalancım işte resim ben sonradan kokoş olanlardanım. Ama her an içimde bir erkek fatma olduğunu ben ve çevremdekiler pek iyi bilir :):):)


29 Mayıs 2008 Perşembe

Fashion TV Ödülleri : Burçe Bekrek

Fashion TV en iyi gelecek vaat eden Moda Tasarımcısı yarışmasının 3 adayından biri geçtiğimiz yıllarda İtalya'ya gönderdiğimiz ama bağımızın hiç kopmadığı, başarıları ile hep gurur duyduğum
Burçe...
http://www.fashiontv.com.tr/ftv_moda2007.asp

Burçe'nin ismini ilerki yıllarda çok duyacağımıza eminim. Moda Tasarım ve Styling alanında emin adımlarla ilerliyor.

Burçe'ye destek için 122 yazıp 6688'e mesaj gönderiyoruz...

ps: Bana mor etek sözünün bu destekle hiç ilgisi yoktur :):):)

27 Mayıs 2008 Salı

Salı Notları

Ben birgün bile evden uzaklaşıp tatile gitsem döndüğümde uyumsuzluk yaşarım. Şimdide sanki aylarca yokmuşum gibi ben ne yapardım yaşadığım bir hafta sonu geçirdim. Ben giderken kıştı döndüğümde yaz olmuştu kıyafetler ayarlanamadı haliyle. Galiba uyumsuzluk ondan.

Hafta sonu balkon sezonumuzu açtık. Vedatla açık havada kafaları çekmenin keyfini yaşadık. Pek iyi geldi. Pazar günü de eksik kalmayalım diye uçtu uçtu kuş uçtulara gittik. Caddebostan'ı hiç bu kadar kalabalık görmemiştim. İyi ki yürüyerek gitmişiz. Her türden insan gördük. ayaklar arasında piknik örtüsü serenlerden, arkadakilere inat şemsiye açanlara ve onlara şemsiyeyi kapa diye çemkirenlere kadar.

Firenze öğrencilerimizden biri yarışıyordu onu izledik. Ben cidden uçulacak zannediyordum. Düşüşlere çok gülünce Vedat saflığıma daha çok güldü. Ne bileyim. Ben de gelecek sene katılacağım. Vedat projesini yapacak ama istediğim kokoşlukta yapmayacakmış :):):) olsun sahne şovuyla kazanacağım ben :):)

Şimdi spora gitmekle gitmemek arasında kendimle savaşıyorum. Roma'da yediğim makarnaların erimesi, bikini sezonuna hazırlanmak gibi hedeflerim var. Ama eve gidip TV'nin karşısına kurulmak ağır basıyor...