Sonrasında Tunel House Cafe'ye ve Şimdi diye bir kafeye gittik. Ben köyden indim şehre gibiydim. Erenköyümden pek sık çıkmıyorum sanırım. Bu yaz sık sık tekrarlamaya karar verdik.
Evde ise puzzle'a dadandım. Benim için en büyük terapidir. Kocaman puzzleları birleştirirken düşünmek. 2 parça daha koyayım diye diye gece yarılarını geçiyor saat.
Nalan bir Sobe yapmış. Çocukluk anıları diye. Onu da buraya sıkıştırayım.
Küçükken özellikle yaz aylarında bahçeden eve girmezdik. Akşam eve geldiğimde öyle siyah olurdum ki annem akşamdan suya bassam sabaha anca temizlenirsin derdi. Saçlarım kıpkısacık olurdu hep. Bir tek kulağımda küpe.İsmim de zaten erkek ismi. Arada garsonlar küçük bey ne ister diye sorarlardı.
Ya yan bahçede ya arka bahçede bisiklet, paten ve bilumum oyunlar oynanırdı.Mutlaka her yaz evden kaçırılan çarşaflarla bahçede çadır kurulur ve içinde geceleme planları yapılırdı. Ama hiç izin çıkmazdı.
O sene kesin TV'de vardı ki bahçede olimpiyatlar düzenlemeye karar verdik. Herşey hazırlandı. Cirit atmada galiba ben hakemdim yere eğilip ne kadar uzağa atılacak hesabı yaparken birden bir bağrışma ve beynimde yıldızlar çakmaya başladı. Küçük kuzenimin attığı cirit tam isabet oldu. Ben acı içinde kıvranırken kendisi Zeya'ya ne yaptım ben diye canhıraş ağlamaya başladı ve kimse benle ilgilenmeden onun başına koşuştu.
Bir de bizim bahçede tenis klubü vardı eskilerde. Mahallenin çocukları sürekli top çalmaya gelirdi. Kaçan topu alıp kaçarlardı. Bir kere abimler oynarken yine bir çocuk topu aldı. o önde ben arkada koşmaya başladık. Bahçenin çıkışında yakalayıp elinden topu alıp birazda sarstım sanırım eee arkamda 2 abi var güvence tam. Çocuğun arkadaşları bir kız seni nasıl yakaladı diye bayağı bir alay ettiler.
Nalancım işte resim ben sonradan kokoş olanlardanım. Ama her an içimde bir erkek fatma olduğunu ben ve çevremdekiler pek iyi bilir :):):)
