zeya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zeya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2008 Cuma

Kandırılma Sobesi

Tanya sobelemiş kandırılmakla ilgili. Benim kandırılmakla ilgili küçüklüğüme ait acıklı hikayelerim vardır ama burada yazıp kimsenin kalbini kırmayacağım :):):)
Ben para dolu kavanoz diyeyim annem anlasın siz de merak edin.

Kandırılma hikayelerimden en komiği ise daha önce yazdığım abimin seni gözlerinin içine bakarak düşüreceğim diyerek altımdaki halıyı çekmesi ve benim havalanarak yere çakılmamdır. Ben popo üstü oturamazken annem askere gidecek abime seni torpille Hakkariye göndereceğim demişti abim ama altına minder koydum diyerek küçücük minderi göstererek kendini savunmuştu.Sonuç abim kura çekti Hakkari çıktı annem şoka girdi.

Bir başka kandırılma hikayem yine aynı abimle ki o benim 14 yaş büyük ikiz kardeşim olur.Bizim ailede benim dışımda herkesin ismi dedelerden babaannelerden alınmadır. Bu duruma abim ben küçükken şöyle bir açıklama getirirdi. Biz seni sütçüden aldık eşeğinin adı Zeyaydı. Sütçü üzülmesin diye eşeğinin adını sana verdik. Ben zır zır ağlardım.

Bu olayın intikamını oğlundan yani Metehan'dan Tarzanın maymunun adı kula eşeğinin adı Metehan diyerek sinirlendirip almışlığım var ki yaratıcı Metehan aynı tekerlemeyi eşeğinin adı Zeya Hala diye uyumlu hale getirip yüzüme çarpmıştır.
Şimdiki çocuklar bizim gibi saf değil valla.

Hem saf değil hem akıllılar.Geçen akşam yukarda adı geçen üçlü benim boyumda banyo dolabını bir el arabası yardımı ile apartmana taşırken verdiği fikirler ile işimizi kolaylaştırdı. Karşı apartmandan bir adam ceset taşıyoruz zannedip polise gidecekti uzun süre arkamızdan baktı. Artık abimlerin arabasına Yük ve Eşya taşır yazıp ek iş yapabiliriz. Nakliye işinde pek ustalaştık.

Bu arada diğer abimin eşinin ameliyatı bayramdan sonraya ertelendi. Hayırlısı olsun dedik. Bir an önce olup bitsin sağlına kavuşsun inşallah.

Şimdilik benden bu kadar 4 gözle bayram tatilini ve ofisteki masama sipariş verilen kokoş abajurumu bekliyorum...

14 Eylül 2008 Pazar

Eylül ve ben :)

Şöyle bir arşive baktım geçen senelerde bu zamanlar neler yapıyormuşum diye. Benim eylül ayım genelde akademik yıl başlangıcı yüzünden yoğun mevsim dönümü nedeniyle baş ağrılı kararlar almakla ve sürekli yazmakla geçiyormuş onu anladım.
Üşenmeyen okusun sn 2 seneki 14 Eylüllerimi :)

2006 14 Eylül
http://zeya.blogcu.com/hafta-sonu-planlari_4175871.html
2007 14 Eylül
http://zeya.blogcu.com/yazmak_1056698.html


Dün gece yine başım tutar gibi oldu ma şu Nikken bileziği ile başlasa bile hemen geçiyor. İsteyen psikolojik desin bana yarıyor valla.

Bu sene Eylül ayında her zamanki yoğunluğa ek olarak tadilat işi çıktı.Ağustosta yapılması gerekenler Eylül'e kaldı. 2 hafta içinde büyük işin bitmesi bekleniyor. Aslında bitmesi şart çünkü üst kat komşum yengem (hehe 2 yengemde bu lafı hiç sevmezler ya) ameliyat olacak bu hafta ve o eve gelmeden tüm takırtıların bitmesi şart.
Benim şansıma bu hafta usta'da ameliyat olacak. Ben herşeyin tam ve zamanında olacağına inanıyorum yada inanmak zorundayım. Bu sakinliğim iyi mi bilemiyorum.
Vedat'ın araştırmaları ve programları olmasa bu kadar sakin olamazdım aslında. İyi ki var :)Sonu çok güzel olacak ama biz şimdide çok keyif alıyoruz. Onu seç bunu beğen beceriksizlik yap aptal sorular sor çokça gül. Daha ne olsun !!

7 Ağustos 2008 Perşembe

Bir buluşma, 1 kilo ve çokça tatili bekleme

Dün gece bol kahkahalı, süper sohbetli harika bir gece geçirdim. Şebnem ve Tanya'nın geleneksel House Cafe çarşambalarından birine sonunda gidebildim. Uzun zamandır planlıyorduk biz bunu.
Zır zır bütün hayatını yazınca buralara ilk tanışma ilk tanışma gibi olmuyor. Mutfağından sapığına karşındakiler herşeyini bilince sohbet daha da derinleşiyor. Etrafın şaşkın bakışlarına aldırmadan kahkahalar attık arada biz de etrafa şaşkın bakışlar fırlattık. Kısacası harika bir gece geçirdik.
Şebnem !! Zeya bunu çok çok sevdi :):) Tanya ben size bayıldım. Bloglardan düğünden eğelenceye herşeyi takip edip sonra herşeyin sahiden olduğunu görmek çok keyifliydi. Yine buluşalım eşli dostlu ama bu sefer garsona tembihte bulunmayalım sıralayalım şişeleri :):)

Keyifli akşamın ardından sabah diyetisyene gittim. 1 kilo gitmiş bile hem de 600 gr'ı yağdan. Sevinçli sevinçli geldim işe. Tatile kadar bikini diyetine devam. Son 2 hafta...

Yine kafamda bir sürü proje dolaşıyor. Çook çalışmam lazım çooook :)

3 Temmuz 2008 Perşembe

Y.A.P. Yaşamı Anlamlandırma Projesi



Hayat çok hızlı olmasına rağmen her sabah uyanıp bugün herşeye tam zamanında yetişiyorum diyorum. Sonra saate bakmayı bırakıyorum. Spora oradan işe, oradan iş sonrası aktivitelere hiç çabasız zamanında yetişiyorum. Boşuna bunca zamandır geç kalıyorum, zaman yetmiyor stresi yaratmışım.

Şimdi sırada ben herşeyi tam ve zamanında hatırlarım cümlesi var. Sürekli birşeyler unutmaktan korkuyorum. Benim işim detaylara ve problemleri ön görmeye dayanıyor. Eğer herşeyde 2 adım önü görürsem tıkır tıkır ilerliyor. Yoksa sinir, stres basıyor. Ben hep bişeyleri unutmaktan,atlamaktan korkuyorum. Bu yüzden minik kağıtlar, post itler, defterler doluyor. Meşhur listelerim var bir de. Yine de bazen panik oluyorum. Bunu da bir çözsem ...

Bu aralar herşeye vakit ayırırken Y.A.P bloğuma'da vakit ayırmak istiyorum. Daha sık güncellemek, içeriği zenginleştirmek istiyorum. Uzun zamandır onun reklamını buradan yapmamıştım. Eğer hala bilmeyen varsa diye işte Yaşamı Anlamlandırma Projesi


6 Mart 2008 Perşembe

Koşu tutan günler

Ben daha çok şey yapmak istedikçe zaman daha hızlı akıyor. Sabahları kendime göre daha erken kalkıyorum akşamları birazcık geç yatıyorum. Yine yetmiyor. Sabah gözümü açar açmaz koşmaya başlıyor sanki içimde bir at. Ben durmadan geç kalsan ne olur yavaşla diyorum inat daha da hızlanıyor.
Ağzımın içinde yine aft çıkıyor acımıyormuş gibi yapsam da geçmiyor.ekmek yemediğim için olduğunu söylüyorlar. ekmekte B vitamini varmış şaşırıyorum. Daha çok ekmek yemek lazım.
Şu afta bir çözüm bulamadım ama beni yıkan migrene çözüm bulundu. Yeşim'den aldığım Nikken bilezikler. 3 ay oldu, bir mucize olmalı baş ağrısı geliyor ve anında gidiyor. Çok seviniyorum.
Günler böyle geçiyor. Ben mutluyum, Vedat mutlu, fener mutlu, e daha ne olsun?

8 Şubat 2008 Cuma

eski yazı günü:Zeya sobesi

Yine eski yazı günü geldi. Kendini anlat sobesi okumayı en sevdiğim sobelerden biri. Bir anda taşların yerine oturduğu bir sobe. Bir sene önce yazmışım.

6/2/2007 - Zeya Sobesi
Kendini anlat sobesi kapıma dayandı öyle zor geliyor ki...
2 Erkek çocuktan 13 yıl sonra annem hamile kalınca ya hayırdır ya uğur'dur demiş ve adımı Uğur koymuşlar. Bu bana tüm hayatım boyunca yeni tanıştığım insanlara "evet biliyorum erkek adı ama ben kızım ve adım Uğur" repliğini tekrarlama mecburiyeti bırakmıştır.Bir de Uğurböceklerine karşı bir yakınlık. Zeynep Kamil de doğduğum için göbek adım Zeynep bu durumumu en azından resmi işlerde kurtarır.Askere çağrılmamı engelledi mesela. Eskilerde bana Zeynep diyenlere bön bön baksamda artık bu isme alışma eğilimi gösteriyorum. Zeya'da bu isimle soyadımın ilk harfinden geliyor zaten...
İlkokul ve lise boyunca tüm gittiğim okullardan nefret etme eğilimi gösterip her sabah bulantılar eşliğinde okula giderdim. Hani derler ya lise yıllarına geri dönsem. Benim için bir hayal değil bir kabustur. Ama üniversite için aynı şeyi söyleyemem.Marmara Üniversitesi İktisat bölümü devam mecburiyeti olmadığı için sanırım bana pek bir eğelenceli geldi. Zaten halen en iyi arkadaşlarım üniversite arkadaşlarımdır.
Üniversite sonrası okumaya doyamayıp pazarlama eğitimi alma amacıyla macera dolu Amerika günlerine başladım. Bu serüveninin ilk haftasında üst üstte binilen rollercoasterlar sayesinde kulak içi denge sistemim bozup yaban ellerde hastanelere düştüm. Böylece dengesizliğim Amerikalılar tarafından belgelendi. Kaybettiğim dengemi ve kendimi bir lisan bir insan diyerek kaçtığım pardon gittiğim Floransa'da buldum. Ancak hala en ufak baş dönmesinde panik yaratan, kendi kullandığı arabadan başka arabada yeşil olup kusan bir insan haline geldim. Henkel Kozmetik Pazarlama, kendi işini kurma ve hayatının dersini alma sonrasında ev kızı olmaya karar vermişken İspanyolca kursuna yazılmaya gelip yurtdışı eğitim danışmanı olarak işe başlayarak tüm çevreme iş aramazken iş bulan insan şoku yarattım. 4 senedir de her sabah işe koşarak gelmenin keyfini çıkarıyorum. (Cidden koşarak evden 5 dakika sürüyor)
Bu arada 2001 yılbaşısında Deniz'in bana bu yıl torunlarının dedesiyle tanışacağın yıl olsun diye yazdığı kartı pek ciddiye alıp o yıl bitmeden Vedat'la tanıştım. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine doğru ilerliyoruz. Eğer Fenerbahçe bir engel çıkarmazsa :):) 60 yaş günümüzü birlikte kutlamayı planlıyoruz.
Bir de son olarak eğer bir gün karşılaşırsak beni sol elimin üzerindeki Uğurböceği dövmesinden tanıyabilirsiniz. Metehan'ın deyimiyle o benim markam...
Ben de Mutfaksolistiyle Mitsuko'yu sobeliyorum eğer hala sobelenmedilerse...
ve şimdi bu yazıyı hiç okumadan yolluyorum. Okursam o eksik bu fazla diye akşama kadar yollayamayacağımı biliyorum çünkü...

ps: Bu yazıma bir yorum da Sevgili Esra (büyüleyen mutfak kokusu yazmıştı. Şimdi okuyunca susup kaldım. Nur içinde yatsın...

8/2/2007 - MERHABA
Yorum yazarı: buyuleyenmutfakkokusu
ZEYACIM OKUDUM BİR SOLUKTA SENİN SOBENİ VE DEDİM Kİ KENDİME BİTİNCE UMARIM BİR GÜN ELİNDE UĞUR BÖCEĞİ TAŞIYAN BU KIZI BEN DE GÖRÜRÜM UÇ UÇ BÖCEĞİM ESRA SANA GÜZEL BİR DOSTLUK ALACAK (UMARIM) SEVGİLER BURAYA KADAR SENİNDİ ŞİMDİ ANNECİĞİNİ ÇOK ÇOK ÖPÜYORUM ONA İYİ BAK O DA KENDİNE İYİ BAKSIN :):):)

2 Ekim 2007 Salı

Zeya 2 yaşında

2 yıl önce 30 yaşıma girmeme 3 ay kala bir akşam evde internet dünyasına dalmışken bloglara rastladım. Ne olduğunu anlamadan kendime Zeya blogunu açtım. Amacım doğum günüme kadar her gün hiç yapmadığım bir şeyi yapıp buraya yazmaktı. Okuyucu olarak sadece kendimi ayarlamıştım. Bir kaç gün ilk defa kırmızı oje sürdüm, saçıma postişimsi bişey taktım, kendime çiçek gönderdim derken yapacak bişey bulamadım. Sonra diğerlerinin bloglarıyla karşılaştım. Neden ben de yazmayayım dedim. İlk yazılarımı sildim ve yazmaya başladım.En büyük korkum diğerlerinin benim içimde olan biteni öğrenmesiyken 2 yılda çok açıldım. Sanki evde defterime yazıyormuşum gibi hayatımı paylaşmaya başladım burada. Hiç tanımadığım insanlar da okudu, tanıdıklarım da,ailem de, az da olsa sevgilim de . (bu bir sitemdir) ve Zeya blogum 2 yaşına girdi.
Yazmaya olan ilgim başka dünyaları tanımayla karıştı ve bloglar hayatımın büyük bir kısmını almaya başladı. 2 sene önce bana böyle birşey deselerdi kesinlikle dalga geçerdim.
Burada harika insanlar tanıdım, hiç yüzünü görmediğim, görünce 40 yıldır tanıyormuş hissettiğim dostlar edindim. Burasının büyülü olduğunu gördüm.
Daha çok şey paylaşacağız bundan eminim. İyi ki blogcu olmuşum ben...
Zeya 1 yaşında ne yazmış?
Zeya kendini anlat sobesinde ne anlatmış?


ps: Nalan sobe ödevini yapacağım pek yakında

30 Eylül 2007 Pazar

www.tuttosuzeya.blogspot.com

Ben alışkanlıklarıma sımsıkı bağlı biriyim. Ama değiştirmek için çok çaba harcarım çünkü değişikliği çok severim. Yeni bloguma alışmak biraz zaman alacak ama Zeya blogu 2. yaşını yeni evinde kutlayacak.
Blogspotta hesap açarken zeya isminin yıllar önce alınmış hiç güncellenmeyen bir bloga ait olduğunu gördüm. Çok bozuldum. Gerçek ismimi kullanmayı düşündüm ama Zeya ismine çok alıştım.Zeyalı bir şey ararken bunu buldum.
TuttosuZeya yani Zeya hakkında herşey.
Bu aralar kendi evimde yapacağım değişikliklerin karar dönemi içersindeyim. Tadilat mı taşınmama mı aklım gidip geliyor. Annemin 98 yaşındaki halasının evini boyatıp yeni perdeler aldığını öğrenince bu işi uzatmamaya karar verdim.Bayram geçsin kolları sıvayacağım.
İyi Haftalar