Hafta sonu gezme zamanıdır. Oradan oraya sürterken buralar boş kalır. Laleninbahçesinin önerisiyle Cumartesi günleri eski yazıları koymaya karar verdik. Böylece Blogcudaki yazılar da buraya taşınacak yavaş yavaş. Hem de birbirimizi tanırken aradaki boşluklar dolacak... İşte eskilerden okul macerelarım. Bu hafta sonu İlkokul arkadaşlarımla buluşacağım günün anlamına uysun istedim.
Anne çok hastayım bugün okula gitmesem? (30.12/2005)
Küçükken okula gitmeyi hiç sevmezdim.Ben okuldayken evde yaşanan tüm olayları kaçırdığım için aklım hep evde kalırdı.Bu yüzden her sabah kusa kusa ve ağlaya ağlaya annemin zoruyla okula giderdim.Her sabah hasta taklidi yapmamdan bunalan annem insanlar çok hasta olduklarında saçlarının ucu ağrır eğer saçlarının ucu ağrıyorsa okula gidemezsin demişti bir gün.Sonrada ben saçlarımın ucu ağrıyor diye ağladıkça beni okula yollamıştı.
Bizim ev çok eğelenceliydi.Tek katlı evimizin bahçesi tenis klubüydü.2 abim benden oldukça büyük oldukları için okul hayatlarını bitirmiş klüpte çalışırlardı.Ben sabahları kara kuru pis siyah önlüğü giyip,yumurta kokan sınıfa girdiğimde evde kahvaltı keyfi başlardı.Ya da ben öyle hayal ederdim.Hava sıcak ise bahçede demir masada hava soğuk ise mutfakta yuvarlak sarı masada kurulurdu kahvaltı sofrası.Bense okulda sıramın mavi pötikare örtüsüne alnımı dayar evde olmayı hayal ederdim. Beslenme saatinde çubuk krakerimi üçgen karper peynire batıra batıra yerdim.
Okuldan eve döndüğümde önlüğü bir tarafa sanki bir daha hiç kullanmayacakmışım gibi atar koşarak bahçeye çıkardım. Hava kararmadan eve dönmezdim.Hava kararınca ödevlerin ağırlığı üzerime çöker zorla oturur ama ödevlerimi mutlaka yapardım.
Akşam yemeğinde ev oldukça kalabalık olurdu.Annem masaya gelen olur diye 2-3 tabak fazla koyardı.Mutlaka da gelen olurdu zaten. Yemekten sonra Çaykiko diyerek çay içilirdi. Sonra da benim yatma yani evdeki eğelenceden bir kez daha koparılma faslıma gelirdi sıra. sinir içinde evin içinden gelen sesleri dinleyerek uyurdum.Sabah akşamdan kalan evin izlerine baktıkça saçlarımın ucu daha çok ağrır hıçkıra hıçkıra ağlardım ama annem beni yinede okula yollardı.
18 Ocak 2008 Cuma
17 Ocak 2008 Perşembe
Çocukluğa açılan telefon
Vatan Gazetesinin kitap dergisinde okudum. Roma Belediye Başkanı Walter Veltroni bir kitap yazmış. Henüz bu kitabı almadım ama kitabın içinde geçen çocukluğa telefon açmak ilgimi çekti.
Dün gece uyurken düşündüm. Küçüklüğüme bir telefon açma şansım olsaydı hangi yaşımı arardım ve ne derdim?
Sanırım bir pazar günü arardım kendimi. Ertesi gün okul olan, ödev yetiştirilen maç sesli sigara kokulu bir pazar günü. Boşver ödevi sıkıntısını okulu falan derdim önemli olan onlar değil. Daha ne ödevler olacak ve hepsi diplomadan sonra tamamen unutulacak.
Yada çok sıcak bir Ağustos günü arardım. Hangi yıl hatırlamıyorum. Annemin hediye ettiği anneannemden kalan yüzüğü nereye koydun bulamıyorum çabuk söyle derdim.
Büyükannenle daha çok resim çektir , özellikle onun evinde. Bizim evde de bol bol resim çektir ve resimleri yok etmeden bana sakla derdim.
Peki siz çocukluğunuza ne derdiniz bir telefon açsanız?
ps: Kitabın adı Şafağı Keşfetmek.Merkez Kitaplarından çıkmış. En kısa zamanda alıp okuyacağım.
Dün gece uyurken düşündüm. Küçüklüğüme bir telefon açma şansım olsaydı hangi yaşımı arardım ve ne derdim?
Sanırım bir pazar günü arardım kendimi. Ertesi gün okul olan, ödev yetiştirilen maç sesli sigara kokulu bir pazar günü. Boşver ödevi sıkıntısını okulu falan derdim önemli olan onlar değil. Daha ne ödevler olacak ve hepsi diplomadan sonra tamamen unutulacak.
Yada çok sıcak bir Ağustos günü arardım. Hangi yıl hatırlamıyorum. Annemin hediye ettiği anneannemden kalan yüzüğü nereye koydun bulamıyorum çabuk söyle derdim.
Büyükannenle daha çok resim çektir , özellikle onun evinde. Bizim evde de bol bol resim çektir ve resimleri yok etmeden bana sakla derdim.
Peki siz çocukluğunuza ne derdiniz bir telefon açsanız?
ps: Kitabın adı Şafağı Keşfetmek.Merkez Kitaplarından çıkmış. En kısa zamanda alıp okuyacağım.
Etiketler:
Walter Veltroni; çocukluğa açılan telefon
16 Ocak 2008 Çarşamba
Ordan buradan şurdan
Blog tembeli oldum ben. Yazacak çok şey var ama vakit yok. Bir bakıyorum akşam olmuş gün bitmiş.
Öncelikle Nurdan'a geçmiş olsun. Yiğenleri ve kardeşi trafik kazası geçirdi. Neyse ki hastaneden eve çıktılar. Berfo en kısa zamanda tamamen sağlığına kavuşur İnşallah :)
Cumartesi günü yine toplandık. Biz bu işi çok sevdik valla. Bu sefer 2 Ebru (Ebrucuk, Ebruy) Lalenin bahçesi, Nurdan ve Ben Kadıköy'de Deniz atına gittik. Bir sürü plan yaptık. Türkiye'nin bir ucuna gitmekten dünyanın bir ucuna gitmeye kadar.
Gündüzleri iş çok yoğun akşamları eve gidiyorum ve sadece kitap okuyorum. Bu düzeni çok sevdim. Pek yakında okuduğum kitapları yazacağım.
Pazar akşamı Amerika'da yaşayan kuzenimle buluştuk. Sultanahmet'e onları almaya gittiğimde anladım ki ben İstanbul'u bilmiyorum. Arabayla Sultanahmet'i bulmam bile başarı beni bilenler bilir :) En kısa zamanda Sultanahmet'in ara sokakları gezilecek. Listeye bunu da yazdım.
Pazartesi akşamı dişim kırıldı. İlk defa olduğu için korkudan koşarak uyudum. Yağ ağrırsa da uyuyamazsam diye. Ertesi sabahta bir koşu diş hekimine gittim (dişçi diyince neden kızarlar ki). Şimdi nurtopu gibi bir dişimin % 70'ini kapsayan bir dolgum var.
İşte Ocak 2008 böyle geçiyor...
Öncelikle Nurdan'a geçmiş olsun. Yiğenleri ve kardeşi trafik kazası geçirdi. Neyse ki hastaneden eve çıktılar. Berfo en kısa zamanda tamamen sağlığına kavuşur İnşallah :)
Cumartesi günü yine toplandık. Biz bu işi çok sevdik valla. Bu sefer 2 Ebru (Ebrucuk, Ebruy) Lalenin bahçesi, Nurdan ve Ben Kadıköy'de Deniz atına gittik. Bir sürü plan yaptık. Türkiye'nin bir ucuna gitmekten dünyanın bir ucuna gitmeye kadar.
Gündüzleri iş çok yoğun akşamları eve gidiyorum ve sadece kitap okuyorum. Bu düzeni çok sevdim. Pek yakında okuduğum kitapları yazacağım.
Pazar akşamı Amerika'da yaşayan kuzenimle buluştuk. Sultanahmet'e onları almaya gittiğimde anladım ki ben İstanbul'u bilmiyorum. Arabayla Sultanahmet'i bulmam bile başarı beni bilenler bilir :) En kısa zamanda Sultanahmet'in ara sokakları gezilecek. Listeye bunu da yazdım.
Pazartesi akşamı dişim kırıldı. İlk defa olduğu için korkudan koşarak uyudum. Yağ ağrırsa da uyuyamazsam diye. Ertesi sabahta bir koşu diş hekimine gittim (dişçi diyince neden kızarlar ki). Şimdi nurtopu gibi bir dişimin % 70'ini kapsayan bir dolgum var.
İşte Ocak 2008 böyle geçiyor...
12 Ocak 2008 Cumartesi
Neşeli Cumartesi
Koşa koşa geçiyor yine ben durmaya çalışsamda olmuyor. Ben de herşeyi akışına bırakmaya karar verdim. Zaten dirensem de herşey olacağına varıyor sonunda.
Dün gece 14 yıl sonra lise arkadaşlarımla buluştum. Çok keyifliydi. Eskileri hatırlamak, arada geçen zamanı yakalamaya çalışmak. Facebook olmasa zor toparlanırdık valla.
Şimdilik benden bu kadar. Pırıl pırıl neşeli bir Cumartesi günü var. Herkesin ki harika geçsin :)
Dün gece 14 yıl sonra lise arkadaşlarımla buluştum. Çok keyifliydi. Eskileri hatırlamak, arada geçen zamanı yakalamaya çalışmak. Facebook olmasa zor toparlanırdık valla.
Şimdilik benden bu kadar. Pırıl pırıl neşeli bir Cumartesi günü var. Herkesin ki harika geçsin :)
7 Ocak 2008 Pazartesi
Bursa'da 24 saat
Bursa denince benim aklıma bir tek kestane şekeri ile iskender gelirdi. Ne kadar yanıldığımı bu kısacık Bursa gezisinde anladım. Uluğdağ Üniversitesi tarafından düzenlenen Sarıkamış Şehitlerini Anma Toplantısında annem konşmacı olduğu için hafta sonu 24 saatliğine Bursa'ya gittik.
Sarıkamış'da verilen 90 bin şehidin anısına yapılan toplantının haberlerini buradan okuyabilirsiniz. Bundan sonra şehitler vermeden sınırlarımızı ve bağımsızlığımızı koruyacağımız günler yaşarız inşallah. Biz Türk Milleti olarak çok zor günler yaşadık. Tüm zorluklara rağmen kurulan Cumhuriyetin korunması için tüm zorluklara göğüs gerebilecek güçte olduğumuzu hissediyorum ve biliyorum. Benim gibi hisseden ve düşünen bir çok kişi olduğunu da biliyorum. Bu yüzden yaşadığımız tüm kötü olaylara rağmen benim ülkeme olan inancım hiç azalmıyor tersine her geçen gün artıyor.
Bursa'nın tarihi önemi kadar ülke ekonomisindeki yeri de önemli bence. Bunu görmek için Heykelin hemen arkasında açılan Bursa Kent Müzesini gezmeniz yeterli. 3 katlı bu müzede Bursa'nın tarihi, kültürü ve ekonomisi sergileniyor. Çağdaş müzeciliğin tüm gereçlerini kullanan müze geçtiğimiz yıllarda Kent Müzeleri arasında Avrupa'da ödül almış. Eğer Bursaya yolunuz düşerse mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Eğer giderseniz kafesinde bir mola vermeyi de unutmayın.
Bursada beni şaşırtan bir diğer yer ise Irgandı köprüsüydü.Bir anda kendimi Floransa'da sandım çünkü üzerindeki dükkanlar bulunan bu köprünün bir örneği de Floransa'da var. Üzerinde geleneksel el sanatları atölyeleri ile kafeler bulunan bu köprüden dünya'da sadece 4 tane var. Havalar düzeldiğinde bir yaz akşamı kahve eşliğinde bu köprünün keyfini çıkartma dilekleri ile ayrıldık buradan. Resim için tıklayınız.
Yolda giderken feribotta salep içme hayalleri kurmuştum ancak feribot salebi pek güzel değildi ama Mahfel'de içtiğim salep tek kelimeyle mükemmeldi. Mado tarafından işetilen bu kafenin içi de sunulan tadlar kadar güzel. Zaten içerisinin tıklım tıklım oluşundan belli.Bahçe keyfi yazın muhteşem olmalı.
Bursa kapalı çarşısı ve çevresindeki hanlara tam kapanış saatinde gidebildiğimiz için şöyle bir dolaşabildik. Yine bir daha ki sefere diye diye ayrıldık. Ama İskender için bir daha ki sefere demedik. Kahvaltıdan yeni kalkmış olsakta ay şimdi nasıl yerim ki desek de en hakiki iskenderi afiyetle yedik.
Hemen toplantı sonrası duygu yoğunluğu ile bindik otobüse.Kafamı otobüsün camına dayadım düşündüm düşündüm düşündüm.
Ben baharda tekrar Bursa'ya gitmek istiyorum. Bol zamanım olsun daha çok düşüneyim diye...
3 saatte gittiğimiz yolu 2.5 saate geri döndük. Kar nedeniyle araba almamaya ben çok zor karar verdim. İyi ki de öyle yapmışız. Nilüfer turizm'den çok memnun kaldık. İyi ki yaşamışım denilen hafta sonlarından biriydi...
Sarıkamış'da verilen 90 bin şehidin anısına yapılan toplantının haberlerini buradan okuyabilirsiniz. Bundan sonra şehitler vermeden sınırlarımızı ve bağımsızlığımızı koruyacağımız günler yaşarız inşallah. Biz Türk Milleti olarak çok zor günler yaşadık. Tüm zorluklara rağmen kurulan Cumhuriyetin korunması için tüm zorluklara göğüs gerebilecek güçte olduğumuzu hissediyorum ve biliyorum. Benim gibi hisseden ve düşünen bir çok kişi olduğunu da biliyorum. Bu yüzden yaşadığımız tüm kötü olaylara rağmen benim ülkeme olan inancım hiç azalmıyor tersine her geçen gün artıyor.
Bursa'nın tarihi önemi kadar ülke ekonomisindeki yeri de önemli bence. Bunu görmek için Heykelin hemen arkasında açılan Bursa Kent Müzesini gezmeniz yeterli. 3 katlı bu müzede Bursa'nın tarihi, kültürü ve ekonomisi sergileniyor. Çağdaş müzeciliğin tüm gereçlerini kullanan müze geçtiğimiz yıllarda Kent Müzeleri arasında Avrupa'da ödül almış. Eğer Bursaya yolunuz düşerse mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Eğer giderseniz kafesinde bir mola vermeyi de unutmayın.
Bursada beni şaşırtan bir diğer yer ise Irgandı köprüsüydü.Bir anda kendimi Floransa'da sandım çünkü üzerindeki dükkanlar bulunan bu köprünün bir örneği de Floransa'da var. Üzerinde geleneksel el sanatları atölyeleri ile kafeler bulunan bu köprüden dünya'da sadece 4 tane var. Havalar düzeldiğinde bir yaz akşamı kahve eşliğinde bu köprünün keyfini çıkartma dilekleri ile ayrıldık buradan. Resim için tıklayınız.
Yolda giderken feribotta salep içme hayalleri kurmuştum ancak feribot salebi pek güzel değildi ama Mahfel'de içtiğim salep tek kelimeyle mükemmeldi. Mado tarafından işetilen bu kafenin içi de sunulan tadlar kadar güzel. Zaten içerisinin tıklım tıklım oluşundan belli.Bahçe keyfi yazın muhteşem olmalı.
Bursa kapalı çarşısı ve çevresindeki hanlara tam kapanış saatinde gidebildiğimiz için şöyle bir dolaşabildik. Yine bir daha ki sefere diye diye ayrıldık. Ama İskender için bir daha ki sefere demedik. Kahvaltıdan yeni kalkmış olsakta ay şimdi nasıl yerim ki desek de en hakiki iskenderi afiyetle yedik.
Hemen toplantı sonrası duygu yoğunluğu ile bindik otobüse.Kafamı otobüsün camına dayadım düşündüm düşündüm düşündüm.
Ben baharda tekrar Bursa'ya gitmek istiyorum. Bol zamanım olsun daha çok düşüneyim diye...
3 saatte gittiğimiz yolu 2.5 saate geri döndük. Kar nedeniyle araba almamaya ben çok zor karar verdim. İyi ki de öyle yapmışız. Nilüfer turizm'den çok memnun kaldık. İyi ki yaşamışım denilen hafta sonlarından biriydi...
3 Ocak 2008 Perşembe
Kar Tatili
Sabah işe giderken kuş başı yağan kar beni çok mutlu etti. Geçen sene ılıman bir kış geçirdik ya ben kar tatili kavramını unutmuşum. bayram yılbaşı tatili bitti diye derin derin düşünürken hatırladım yaşasıın dedim.
Kar tatilini kendim için istemiyorum ben iş konusunda pek şanslı olduğumdan arada sırada kaçamak yapma lüksüne sahibim ama çevremdekiler pek bir ciddi çalışıyor. Sayılı günleri falan var. Tatilin keyfi çevremde birileri olunca çıkıyor ama .Bende onlar için kar tatili istiyorum. Hafta içi Vedat evde olsun, Denizle sabah kahvesine buluşalım öğlen Ebruya gidip Mirayı mıncıklayalım falan istiyorum.
Bazı sabahlar bugün işe gitmesem diye uyanıp daha öğlen olmadan kendimi evden işe atar buluyorum valla deli değilim bizim iş yeri çok eğelenceli. Her türlü okula sonrasında işe kusa kusa (kelime anlamıyla) giden ben başka yerde çalışamazdım zaten.
Okul zamanı her akşam okulu bırakıp ev kızı olacağım diye, sonrasındaki iş tecrübelerinde yarın istifa edip eve geleceğim şeklinde annemin başının etini yemişliğim vardır. Bu yüzden neredeyse 6 senedir koşarak işe gitmemde iş arkadaşlarımın payı büyük. Bir de 5o kuruş atınca çakıl çikolata veren makina var onu unutmamak lazım.
ps: Hafta sonu annemin konferansı için Bursa'ya gidiyoruz. 2008'i seyahat yılı ilan etmiştim ya ben işte ilk haftadan başlıyorum.
ps2: 9 Aralık itibarıyla yorumlara cevap yazmaya başladım çünkü diğer yapanları gördükçe pek özeniyordum. Hani farketmediyseniz boşa gitmesin yorumlarım diye yazayım dedim :)
Kar tatilini kendim için istemiyorum ben iş konusunda pek şanslı olduğumdan arada sırada kaçamak yapma lüksüne sahibim ama çevremdekiler pek bir ciddi çalışıyor. Sayılı günleri falan var. Tatilin keyfi çevremde birileri olunca çıkıyor ama .Bende onlar için kar tatili istiyorum. Hafta içi Vedat evde olsun, Denizle sabah kahvesine buluşalım öğlen Ebruya gidip Mirayı mıncıklayalım falan istiyorum.
Bazı sabahlar bugün işe gitmesem diye uyanıp daha öğlen olmadan kendimi evden işe atar buluyorum valla deli değilim bizim iş yeri çok eğelenceli. Her türlü okula sonrasında işe kusa kusa (kelime anlamıyla) giden ben başka yerde çalışamazdım zaten.
Okul zamanı her akşam okulu bırakıp ev kızı olacağım diye, sonrasındaki iş tecrübelerinde yarın istifa edip eve geleceğim şeklinde annemin başının etini yemişliğim vardır. Bu yüzden neredeyse 6 senedir koşarak işe gitmemde iş arkadaşlarımın payı büyük. Bir de 5o kuruş atınca çakıl çikolata veren makina var onu unutmamak lazım.
ps: Hafta sonu annemin konferansı için Bursa'ya gidiyoruz. 2008'i seyahat yılı ilan etmiştim ya ben işte ilk haftadan başlıyorum.
ps2: 9 Aralık itibarıyla yorumlara cevap yazmaya başladım çünkü diğer yapanları gördükçe pek özeniyordum. Hani farketmediyseniz boşa gitmesin yorumlarım diye yazayım dedim :)
Etiketler:
bursa,
kar tatili
1 Ocak 2008 Salı
Yılbaşı 2008

Yeni yıla tam anlamıyla bomba gibi girdik. Uzun zamandır hiç bu kadar gülmemiş, dans etmemiş ve eğlenmemiştim. Evimin salonu meğerse gece klübü olabiliyormuş ve sahneye de Kenan çıkabiliyormuş.
Yemek için herkes birşeyler yaptı. Ana yemeği evden yaptım ama mezeleri Gönül'e ısmarladım. Gönül'ün yaptıklarına yemek sepetinden artı kafe diye ararsanız bulabilirsiniz. Yeri İstinye de olsa da özel davetlerde Anadolu yakasına servis yapıyor. Getirdiği mezelerin sunumları da tadları da nefisti.
Dün gündüz çalışmadığım için rahat rahat hazırlık yapabildim. Resimdeki muffinleri İtalya'dan cappucinoya şekil yapmak için aldığım şablonlarla süsledim.
Saat 8'e doğru giyindim ve salona oturdum. Misafir gelmeden önceki dakikaları çok severim. Eve şöyle bir bakılan orada burada son değişişkliklerin yapıldığı. Sonraki saatlere göre gecenin en sakin anı buydu. Sonra ardarda kapı zilleri ile ev doldu. Bütün gece boyunca dans ettik hem de hiç oturmadan bugün her yerim tutuldu. Vedat'ın böyle dans ettiğini hiç görmemiştim. Benden habersiz dans kursuna gidiyor galiba :) Apartman içi karşılıklı ziyaretler yapıldı. Bol bol kahkahalar atıldı. Ne çok güldük saçma sapan. Zaten belirli bir saatten ve kadehten sonra herkese herşey pek komik geldi.
Kısacası 2008'e çok mutlu girdim umarım bu mutluluk yıl boyunca devam eder.
Etiketler:
yılbaşı 2008
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)